Alman sanatının savaş sonrası jenerasyonunun en sarsıcı isimlerinden Georg Baselitz (1938–2026), yıkımın ve hafızanın içinden şekillenen güçlü bir görsel lisan kurdu. Doğu Almanya’da başlayan sanat eğitimi, politik münasebetlerle yarıda kesildi; Batı Berlin’de devam eden seyahati ise onu kısa müddette tartışmalı ve dikkat cazibeli bir figüre dönüştürdü.
1960’lardan itibaren deformasyona uğramış figürleri ve sert anlatımıyla öne çıkan Baselitz, 1969’da figürleri zıt çevirerek resmetmeye başlamasıyla sanat tarihinde kendine has bir kırılma yarattı. Bu radikal tercih, izleyiciyi anlatıdan koparıp direkt fotoğrafın kendisiyle yüzleşmeye çağırıyordu.
Neo-ekspresyonist hareketle anılan sanatçı, fotoğraf ve heykeldeki üretimleriyle sırf Almanya’da değil, memleketler arası ölçekte de çağdaş sanatın tarafını etkileyen isimlerden biri oldu. Baselitz, arkasında hem estetik hem de düşünsel açıdan sarsıcı bir miras bıraktı.



