6 Mayıs 1972 sabahı, şair Attila İlhan İzmir’de Karşıyaka’dan vapurla hareket ettiği sırada radyodan üç ismin idam edildiğini öğrenir: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan.
Bu haber, İlhan’ın şiir dünyasında derin bir kırılmaya neden olur ve “Mahur Beste” dizesi bu acının edebi karşılığı haline gelir. Haber Hürriyeti gazetesinden Volkan Karsan, Üç Fidan’ın idam edilişinin 54. yıl dönümü için “6 Mayıs 1972: ‘O Mahur Beste gerçeği'” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Karsan’ın söz konusu yazısı ise şöyle:

“O kahrolasıca gün, 6 Mayıs 1972 sabahı, Karşıyaka’dan İzmir vapuruna binen Attilâ İlhan, radyodan duyduğu haberle sarsılır: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilmiştir. Sisli bir hava, acı bir yel ve o anda kaleme dökülen dizeler: “Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız / O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız.
”Buradaki “o mahur beste”, sadece mecazi bir hüzün ifadesi değildir. Tam anlamıyla Joaquín Rodrigo’nun ünlü Concierto de Aranjuez’idir (Gitar Konçertosu, özellikle ikinci bölüm Adagio). Bu eser, İspanyol bestecinin en bilinen yapıtı; derin, içe işleyen, ağır akan bir melankoli taşır. Türk makamındaki mahur’un hüznüyle neredeyse kusursuz bir örtüşme gösterir. Klasik gitarın tellerinden yükselen o yalnız, dokunaklı nota akışı, adeta bir ağıt gibi akar – ne coşkulu ne isyankar, sadece derin bir teslimiyet ve yas tınısı.
DENİZ’İN SON İSTEĞİ VE BESTE’NİN GERÇEKLİĞİ
Deniz Gezmiş, idamından önce son arzusunu dile getirirken tam da bu konçertoyu istemişti. Aynı koğuşta kalanların aktardığına göre, o sabah şöyle demişti:
“Haa bak, Rodrigo’nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Sanırım asılacak bir adamın son arzusunu geri çevirmezler…”
Parkasını ve postallarını çıkarmadan, traş olmadan, bir sigara yakıp demli bir çay içerek, urgan boynuna geçmeden önce o besteyi dinlemek istemişti. Bu istek, sadece bir müzik tercihi değildi; bir duruştu. Ölümün eşiğinde bile yaşamın ve güzelliğin peşinden gitmek, insanî olanı son ana kadar korumak… Konçertonun o ünlü Adagio’su, idam sehpasına yürürken çalındığında (veya çalınmak istendiğinde), Ulucanlar Cezaevi’ndeki diğer tutuklular da ıslıkla ona eşlik etmişti. O an, beste fiziksel olarak çalınsa da, asıl olarak kalplerde ve hafızalarda çalmaya devam etti.
Attilâ İlhan vapurda bu haberi aldığında, işte tam bu gerçeği biliyordu. “O mahur beste” dizesi, hem Rodrigo’nun hüzünlü melodisini hem de Deniz’in son isteğinin yarattığı derin acıyı aynı anda taşıyordu. Beste, artık sadece müzik değildi; bir genç adamın idam öncesi son arzusunun, bir dönemin kırılan umudunun ve kolektif yasın simgesi haline gelmişti.
DUYGUSAL DERİNLİK VE MÜJGAN
Rodrigo’nun konçertosu, İspanya İç Savaşı’nın gölgesinde bestelenmiş, savaşın acısını ve kaybı yansıtan bir yapıttır. Adagio bölümü, yavaş tempolu, melankolik ve içe dönük haliyle Türk mahur makamının ruhuna çok yakındır. Attilâ İlhan bu örtüşmeyi ustaca yakalamış; şiirinde Batı klasiğinden bir parçayı, Doğu’nun hüzün makamıyla birleştirerek evrensel bir ağıt yaratmıştır. Ahmet Kaya’nın yorumuyla bu dize ve beste, yıllarca kulaklarda çınladı. Bu tam bir müzikal ve kültürel örtüşmeydi.
Deniz’in son isteği, idamın soğuk mekanizması karşısında bir başkaldırıydı. Ölümü “mitinge gider gibi” karşılamak, beyaz ölüm gömleğini reddetmek ve en sevdiği müziği istemek… Bu, bedenin teslim oluşuna rağmen ruhun özgür kaldığını ilan etmekti. Şiirdeki “Müjgan’la ben ağlaşırız” ise son derece samimi: Müjgan Farsça’da “kirpik” anlamına gelir. Şair, kendi gözyaşlarıyla baş başa kalır. Kamusal yas, en özel acıya iner.
Her 6 Mayıs’ta o vapur yeniden kalkar, o yel eser ve o beste çalar. Rodrigo’nun gitarı, Deniz’in son arzusunu, Attilâ İlhan’ın dizelerini ve bizim bugün hâlâ taşıdığımız hüznü aynı tonda birleştirir. Beste bittiğinde geriye kalan, sadece sessizlik değil; “Gittiler akşam olmadan ortalık karardı” gerçeğidir.
Bu mahur beste, artık yalnızca bir konçerto veya şiir değil; bir gerçekliktir. Deniz Gezmiş’in son isteğiyle somutlaşan, Attilâ İlhan’ın kalemiyle ölümsüzleşen ve her dinleyişte yeniden ağlatan kolektif bir hafızadır. Ruhları şad olsun. O beste çaldıkça, Müjgan’la (kirpiklerimizle) ağlaşmaya devam edeceğiz.”



