İLAN / REKLAM

Kampanya Detayı
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Profesörden uyarı: Hakemli dergiler tıkandı, akademik kalite yerlerde

Profesörden uyarı: Hakemli dergiler tıkandı, akademik kalite yerlerde

Akademik dergilerde yayın kabulünün durması, bilim dünyasındaki krizi görünür kıldı. Prof. Dr. Fehmi Katırcıoğlu, hızlı yayın vaadi, hakemlik sorunları ve nicelik baskısının akademik kaliteyi aşındırdığını söyledi.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de akademik yayıncılıkta uzun süredir tartışılan sorunlar yeniden gündemde. TR Dizin kapsamındaki bazı dergilerin yayın kabulünü durdurması ya da başvuru süreçlerini sınırlaması, akademide “nicelik baskısı”, hakemlik sistemindeki tıkanma ve etik ihlal tartışmalarını büyüttü.

Aydınlık gazetesinden Gözen Esmer’e konuşan Prof. Dr. Fehmi Katırcıoğlu, yaşanan tablonun yalnızca idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini belirterek, bunun Türkiye’de akademik yayıncılığın yapısal krizine işaret ettiğini söyledi. Katırcıoğlu, akademik dergilerin önemli bir bölümünün bilimsel üretimi uzun vadeli bir sorumluluk olarak değil, akademik teşvik sisteminin yarattığı yayın sayısı baskısına cevap veren araçlar olarak konumlandığını ifade etti.

HIZLI YAYIN VAADİ KRİZİ BÜYÜTTÜ

Katırcıoğlu’na göre, bazı akademik dergiler başlangıçta “hızlı yayın”, “kısa sürede kabul” ve “kolay erişilebilirlik” vaatleriyle öne çıktı. Ancak bu model, dergilerin kendi akademik zeminini de zayıflattı.

Prof. Dr. Katırcıoğlu, bu süreci Aydınlık’a şu sözlerle anlattı:

“Sonuç ise kaçınılmaz oluyor: Hızlı yükseliş ve ardından hızlı çöküş.”

Katırcıoğlu, özellikle akademik teşvik sisteminin yayın sayısını önceleyen yapısının, araştırmacıları hızlı kabul veren dergilere yönelttiğini belirtti. Bu durumun bazı yayınları bilimsel değerlendirme yapan akademik dergilerden çok, hızlı yayın platformlarına dönüştürdüğüne dikkat çekti.

HAKEMLİK SİSTEMİ TIKANDI

Akademik yayıncılıktaki krizin merkezinde hakemlik sisteminin bulunduğunu söyleyen Katırcıoğlu, bilimsel dergilerin omurgası olan bu mekanizmanın birçok yerde işlev kaybına uğradığını belirtti.

Katırcıoğlu’na göre kör hakemlik ilkesi bazı dergilerde yalnızca biçimsel bir işleme dönüşürken, bazı durumlarda fiilen ihlal ediliyor. Nitelikli hakem bulmakta yaşanan güçlük, değerlendirme süreçlerinin uzaması ve editörlerin artan idari-akademik yükü, karar mekanizmalarını zayıflatıyor.

Bu noktada dergiler iki seçenek arasında sıkışıyor: Daha fazla makale kabul ederek kaliteyi düşürmek ya da nitelikli içerik bulamadığı için yayın akışını durdurmak. Katırcıoğlu’na göre iki durumda da akademik güvenilirlik zarar görüyor.

‘ERKEN BAŞVURANIN KAZANDIĞI’ YAPI

Dergilerin belirli bir yoğunluğa ulaştıktan sonra yayın kabulünü durdurmasının şeffaflık açısından da ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirten Katırcıoğlu, bu uygulamanın hak ihlali yaratabileceğini söyledi.

Katırcıoğlu, dergilerin başta hızlı yayın akışıyla başvuru çektiğini, ardından yoğunluğa ulaştığında kabul sürecini kapattığını ifade etti. Bu noktada hangi ölçüte göre yayın kabulünün durdurulduğu ve hangi makalelerin avantajlı hale geldiği soruları öne çıkıyor.

Prof. Dr. Katırcıoğlu, sistemin giderek “erken başvuranın kazandığı” bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

Bu tablo, bilimsel değerlendirme sürecini nitelik temelinden uzaklaştırıp zamansal bir yarışa çeviriyor. Katırcıoğlu’na göre hedeflenen yayın sayısına ulaşıldığında sistemin kapatılması, akademik güven açısından ciddi sorunlar yaratıyor.

NİCELİK BASKISI KALİTEYİ AŞINDIRDI

Katırcıoğlu, akademik teşvik sistemindeki sayı odaklı yapının kalite üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu vurguladı. Yayın sayısının akademik ilerlemede belirleyici hale gelmesi, araştırmacıları daha hızlı sonuç alabilecekleri dergilere yönlendiriyor.

Bu durumun uzun vadede akademik niteliği zayıflattığını belirten Katırcıoğlu, hakemlik sürecinin hızlandırılmasının çoğu zaman eleştirel değerlendirme mekanizmasını devre dışı bıraktığını ifade etti.

Katırcıoğlu, TR Dizin denetimlerinde bu tür sorunların tespit edilmesi halinde dergilerin izlemeye alınabildiğini ya da kapsam dışı bırakılabildiğini de hatırlattı. Özellikle “aç-kapa yayın kabul” uygulaması, nitelik kaybına ve haksız rekabete yol açan başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

ETİK İHLALLER GÜVENİ SARSIYOR

Akademik dergilerdeki kurumsal altyapı eksikliğinin krizi derinleştirdiğini belirten Katırcıoğlu, Türkiye’de birçok derginin güçlü editoryal ekipler ve sürdürülebilir finansal destek yerine sınırlı insan kaynağıyla ayakta durduğunu söyledi.

Editör değişiklikleri, teknik altyapı sorunları ve idari destek eksikliği, dergilerin işleyişini kolayca aksatıyor. Dijital yayıncılık sistemlerinin etkin kullanılmaması ise görünürlük ve arşivleme açısından ek sorunlar yaratıyor.

Katırcıoğlu, etik ihlaller konusunda da dikkat çekici uyarılarda bulundu. İntihal, sahte hakemlik, çıkar çatışmaları ve editoryal manipülasyonların yalnızca bireysel hatalar olarak görülemeyeceğini belirten Katırcıoğlu, bu sorunların sistemsel denetim eksikliğinin sonucu olduğunu ifade etti.

DERGİ ENFLASYONU UYARISI

Son yıllarda çok sayıda yeni akademik derginin açılmasını da değerlendiren Katırcıoğlu, Türkiye’de “dergi enflasyonu” yaşandığını söyledi.

Katırcıoğlu’na göre, yeni dergilerin sayısındaki artış akademik yayıncılığı niceliksel olarak büyüttü ancak nitelik açısından zayıflattı. Özgün yayın politikası ve akademik öngörü olmadan kurulan dergiler kısa sürede rekabet edemez hale geliyor.

Katırcıoğlu, sistemin giderek “sadece para için yayın” anlayışına doğru evrildiğine dair işaretler verdiğini de belirtti.

SÜRE TAAHHÜTLERİ BAĞLAYICI OLSUN

Dergilerin ilan ettikleri değerlendirme ve yayın sürelerine uymaması da akademisyenlerin yaşadığı başlıca mağduriyetlerden biri. Katırcıoğlu, birçok derginin 2-4 hafta gibi gerçekçi olmayan süreler duyurduğunu, ancak fiiliyatta bu sürelerin uzadığını söyledi.

Prof. Dr. Katırcıoğlu, bilimsel değerlendirme sürecinin temel ilkesini “Bilimsel değerlendirme, hız ve sıraya göre değil, nitelik temelinde yürütülmelidir.” sözleriyle özetledi.

Katırcıoğlu’na göre dergilerin ilan ettikleri sürelere uyması teknik bir ayrıntı değil, akademik güvenilirliğin temel şartlarından biri. Bu nedenle süre taahhütlerinin bağlayıcı hale getirilmesi, TR Dizin değerlendirme kriterlerine “zaman performansı” başlığının eklenmesi ve süre ihlallerinin yaptırıma tabi tutulması gerekiyor.

Katırcıoğlu, TR Dizin denetimine duyulan güvenin korunması gerektiğini belirtirken, akademik alanda haksız rekabet yaratan bu yapısal sorunlara karşı daha güçlü ve sistematik çözümler üretilmesinin artık zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

HAKEMLİ DERGİLER ‘KARA KUTU’DA ELE ALINDI

Gazeteci – yazar Soner Yalçın’ın 2019 yılında yayımlanan kitabı Kara Kutu’da, hakemli dergilere ayırdığı “Kapı bekçileri” başlıklı bölümde konuyu şöyle ayrıntılandırıyor:

Bilimsel tıp dergilerinde gelen makaleler, önce konusunda uzmanlaşmış kişilere okutuluyor ve görüşü alınıyor. Bunlara “hakem” deniyor. Bilimsel makaleler arasında eleme yapan uzmanlara -yaptıkları ulvi görev nedeniyle- “bilimin kapı bekçileri” adı veriliyor. Fakat: Hakemlerin isimleri açıklanmadığı için bilimsel makaleyi değerlendirecek nitelikte olup olmadıklarını bilmek olanaksız…

Kitapta, makalelerdeki “hayalet yazarlar” da ele alınıyor:

İlaç firmaları, araştırmaların yazılması için makalenin yazarlar listesinde görülmeyen “hayalet/ profesyonel isimler” kullanıyor! Genellikle genç ve parlak bilim insanları olan bu kişilerden, firmanın istekleri doğrultusunda çalışması, veri analizi ve istatistik değerlendirmesi yapması ve makalenin bu doğrultuda yazılması isteniyor… Hayalet yazarlar yazım işini bitirdikten sonra makale, çalışmayı yapan tanınmış bilim insanlarının isimleriyle yayımlanmak üzere bir bilim dergisine gönderiliyor. Makalede isimleri görülen yazarların, genellikle çalışma tasarımına, veri toplanması ve analizine çok az sınırlı katkısı oluyor ya da hiç olmuyor. Bunu bile bile ücreti/ parası karşılığında o pek “saygın isimlerini” kullandırtıyorlar! Makalede, isimsiz hayalet yazara teşekkür de bulunmadığından okuyucu durumu hiçbir zaman öğrenemiyor! Bu sözde “bilim insanlarına” hayalet yazarın kaleme aldığı metni gözden geçirmeleri için ve kendi isimleriyle bir dergiye göndermelerine izin verdikleri için ortalama 3.000- 5.000 dolar ödeniyor…

Hayalet yazar kullanan bilim insanlarının, diğer bilim insanlarına kıyasla üç kat daha fazla makale yayımlamaları ve bu tip makalelerin diğerlerinden üç kat daha fazla atıf alması, bilimin geldiği acıklı hali gösteriyor. Ayrıca … Konunun trajikomik yanı var: Bazen bilim insanının hayalet yazarın yazdığı metni okuduktan sonra ismini vermekten vazgeçtiği, ancak bu metnin bir süre sonra başka bilim insanının ismiyle yayımlandığı görülebiliyor! Makaleye imzasını koyan bilim insanları, bazen hayalet yazarın yazdığı metin üzerinde çok ciddi düzeltmeler/ değişiklikler yapıyor. Ancak bunlar ilaç firmasının çıkarlarıyla bağdaşmıyorsa dikkate alınmıyor. Şirket bunun ardından “pek saygın” başka bilim insanı buluyor. Alın size “hakem” gerçeği…

Kara Kutu’nun “Türkiye’ de bilim sahtekarlığı” başlıklı bölümünde ise yayınlardaki “nicelik baskısı” konusu gündeme geliyor:

Bilimsel mesleki dergilerde yılda 45 bini aşkın “araştırma makalesi” yayımlanıyor. Türkiye dünya sıralamasında 17. sırada! Ne büyük başarı değil mi? Ama… Nature Index adlı bilim dergisinin “ölçümüne” göre Türkiye 39. sırada! Bu nasıl oluyor? Tek başına makale sayısı baz alınmıyor; aldığı patentler, ödüller vs. “ölçüme” katılıyor.

Konuya ilk dikkat çeken NTV Bilim dergisinden A. Murat Eren oldu. Kendisi de akademisyen olan Eren, site hakkında bilgiler verdi:

-“Türkiye’ deki yayın sayısı ile o yayınlara yapılan atıf sayıları arasındaki oransızlıklar biliniyor; taşra üniversitelerinde akademisyenlerin ne tür yayınlarla kadro sahibi oldukları da. Bu site yaptığı çalışmaları çoğunlukla başka hiçbir yerde yayımlatamayacak olan akademisyenlerin, para karşılığında
yayın sahibi olmalarını sağlıyor. Birkaç yüz avroyu bir araya koyan akademisyen, bilimsel sürecin çetrefilli yollarına girmeden WASET’te yayınını yayımlatıveriyor. Parayı basan, akademik hayatın merdivenlerini ikişer ikişer tırmanıyor. Yayımlanmış binlerce makale, düzenlenmiş onlarca konferans düşünüldüğünde epey karlı bir iş olduğu aşikar. Herkes kazanırken ne yazık ki kaybeden bilim oluyor… “

Profesörden uyarı: Hakemli dergiler tıkandı, akademik kalite yerlerde
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Giriş Yap

Haber Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.