Gazeteci Soner Dağıstanlı’nın Halk TV’den ayrılışının ardından Halk TV’de sular durulmuyor. Eski Halk TV çalışanı gazeteciler Hilal Yağız, Özlem Akarsu Çelik ve Selin Sabit Halk TV patronu Cafer Mahiroğlu hakkında sert açıklamalarda bulundu. Halk TV hakkında art arda yapılan tepki paylaşımlarının ardından bir açıklama da DİSK Basın İş’ten geldi. Disk, muhalif kamuoyuna çağrıda bulundu.
Halk TV’de çalışıp başarısızlıkları ya da farklı nedenlerle işten çıkarılan eski çalışanlar, Sorel Dağıstanlı’nın istifa kararının ardından bir bir Halk TV’yi hedef alan açıklamalar paylaştı.
Halk TV, bir de işten ayrılan gazeteciler tarafından hedef haline getirildi. İşten çıkarılan eski gazeteciler, birden “emek-sömürü” açıklamaları yapmaya başladı.
DİSK Basın-İş de bu hedef göstermenin ve linç sürecinin bir parçası haline gelerek olaya dahil oldu. Halk TV izleyicisi olan muhalif kitleye çağrıda bulunan DİSK Basın-İş, açıklamasında, “Bizler ne bu ekrana muhtacız ne de bu vicdansızlığa mahkûmuz! Dayanışma ve örgütlenme ile bu kötülüğü yeneceğiz!” ifadelerini kullanarak adeta muhalif kamuoyuna Halk TV’yi boykot çağrısı yaptı.
Halk TV’den ayrılan eski gazetecilerin söz konusu paylaşımları ise şöyle:
Hilal Yağız, gazetecilik hayatının Mahiroğlu yönetiminde Halk TV’de en güzel zamanlarının çalındığını öne sürerek meslekten adım adım uzaklaştırıldıklarını ifade etti.
Yağız’ın söz konusu açıklaması ise şöyle:
“Halk TV’ye dair…
Yıllarca baskıya, operasyonlara, cezalara birlikte göğüs gerdiğimiz, koruduğumuz, bizim kanalımızdı Halk TV. 6 yıl emek verdim. Onlarca arkadaşım gibi… Halk TV’de sendikanın yetkiyi kazanmasını sağlayanlardan biri olarak şunu söylemeliyim ki son zamanlarda yaşananlar, ilk yıllardan beri aynıydı. Ancak o dönem kanaldaki asgari ücretlilerin maaşının toplamından fazla, “milyonlar” alan ekran yüzleri henüz ortaya çıkmamıştı. Bizler işten atıldık, istifaya zorlandık. Hayatımızın en güzel zamanları çalışırken bile işsizlik korkusuyla geçti. Bu sırada Türkiye’nin en çok izlediği kanal da giderek “toplumsallıktan” uzaklaştı. Bir patrona ve patronun çalışanlarına mahkum bırakıldığımız bu düzende mesleğimizi yapabilmek için gerçekten kimselerin inanmadığı kadar komik paralara ve çalışma koşullarına katlanmak zorunda kaldık. Şimdi de meslekten adım adım uzaklaştırıldık. Bugün Seda, Sorel, önceki günlerde Vedat, Selin ve sosyal medyada paylaşmayan onlarca arkadaşımızın yaşadıklarına sessiz kalmak artık çözüm değil. Gazetecilere görev düştüğü kadar, okuyanlara izleyenlere kanalda nerdeyse hergün arzı endam eden konuklara, yorumculara da bir sorumluluk düşüyor.
Gazetecinin hakkını hukukunu, bir patron ve onun çalışanlarının iki dudağının arasına bırakmamak herkesin ödevidir.
Peki,
*Burada yaşananlara İnan Mutlu dışında tek bir gerçek tavır gösteren çıkmadı. Peki çıkacak mı?
*Ülkede sürüp giden haksızlıklara karşı Halk TV’de “cesurca” “atar gider” yapan ekran kişileri bu konuya dair bir kafiye bulabilecek mi?
*Hak hukuk adalet ve eşitlik çağrısı yapan çevreler, onların bu çağrılarını ekrana yansıtan bizlerin çığlığını da duyacak mı?”

Gazeteci Özlem Akarsu Çelik de Halk TV yönetimine ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu. Yasa dışı çalışma koşullarına değinen Akarsu şunları söyledi:
“HALK TV: CENNET VADEDEN BİR CEHENNEM”
Ekrana çok yakışan, büyük beğeniyle izlenen meslektaşım @SedaSelek1
de Halk TV’den ayrılmak zorunda kaldı. Ardından bir başka başarılı ve deneyimli meslektaşımız Sorel Dağıstanlı, Seda Selek’e destek açıklamasının ardından işsiz bırakıldı. Günlerdir kenarından köşesinden dönülüyor bu patronun yaptıklarının ama açık açık yazılamıyor. Birileri de zannediyor ki gazeteciler Cafer Mahiroğlu’nu koruyor. Ne münasebet! Gazeteciler kim olduğu meçhul bir patronun ekranına muhtaç da değil mahkûm da. Ayrıca ona hak etmediği itibarı kazandırmaktan da uzak durmak gerekiyor. Gazeteciler, kötülerle daha kötüler arasına sıkışmış durumda. Söz konusu sermaye olunca kötülükte birbirlerinden farkları kalmıyor. İktidarın, hukuksuz biçimde el koyduğu TELE 1’i üç otuz paraya satışa çıkardığı şu ortamda HALK TV’deki yasadışı çalışma koşullarını ifşa edip iktidarın olası kayyımına yol göstericilik yapmaktan çekiniyoruz. Hepsi bu! Cafer Mahiroğlu Türkiye medya tarihinin gördüğü en işçi/gazeteci düşmanı medya patronlarındandır. Halk TV’de ödenmeyen kıdem tazminatlarından tutun da tazminatlar birikmesin diye o şirketten bu şirkete aktarılan kadrolara, Basın İş Kanununa tabi çalıştırmayıp basın kartı ve yıpranma payı dahil tüm hakları gasp etmesinden fazla mesai ücreti ödememesine kadar her alan sorunludur. Buna itiraz edenlere “Kapı orada. Nasıl olsa sizi çalıştıracak başka yer yok. Dönüp dolaşıp buraya geleceksiniz” diyen biri sosyal medyada “muhalif olduğu için başına gelenleri”(!) paylaşıyor ya, biz acı acı gülüyoruz aldığı alkışlara. Kısacık Ankara temsilciliği sürecimde tanık olduğum ve ayrılırken kamuoyu ile de paylaştığım ve hiçbir ortamda söylemekten vazgeçmediğim şu tespiti bir kez daha paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatımda farklı kurumlarda 10’dan fazla patronla çalıştım ama Cafer Mahiroğlu kadar cahilini ve cüretkârını görmedim. Ana muhalefet partisinin gazetecilere yaptığı en büyük kötülük, böyle bir medya patronunu bu sektöre sokmak ve büyütmek oldu. Ey izleyici/okuyucu… Lütfen biraz gözünüzü açın. Gazetecilerin sırtına basan bir medya patronunu ve onun yardakçılarını alkışlamaya devam edecekseniz bir daha konuşalım, yazışalım. Seda Selek sana, Sorel Dağıstanlı‘ya ve Cafer Mahiroğlu’nun eziyet ettiği tüm Halk TVzede gazetecilere geçmiş olsun diyorum. Dayanışmadan ve örgütlenmeden bu kötülükle mücadele edemeyiz.”
Sorel Dağıstanlı’ya bir destek açıklaması da gazeteci Selin Sabit’ten geldi. Dağıstanlı’nın sosyal medyadan yaptığı açıklamayı alıntılayan Sabit şunları yazdı:
“UTANMALARI YOK”
“Kameralara, duygusal şoklara girip çıkıyormuş gibi rol kesen, derisi kösele isimlerin kendine gazeteci dediği yerde o, bu mesleğin onurlu emektarıdır. Yanındayım. Bence artık gazeteciliğe de çökmeye çalışıyorlar, utanmaları yok.”

DİSK DE TOPA GİRDİ: “İŞÇİ DÜŞMANI ZİHNİYET”
Gazetecilerin art arda yaptığı istifa ve tepki açıklamalarının ardından DİSK Basın İş, konuya ilişkin uzun bir açıklama yayımlayarak muhalif kamuoyuna seslendi. “Gazetecilerin emeğini ve onurunu hiçe sayan bu “işçi düşmanı” zihniyeti alkışlamayı bırakın.” denilen açıklamanın tamamı ise şöyle:
HALK TV EKRANLARINA ÇIKAN TÜM KONUKLARA SESLENİYORUZ: BU ZULME ORTAK OLMAYIN!
Halk TV emekçilerinin çalışma şartları her gün daha da ağırlaşıyor. Ekran önündeki sunucusundan rejideki teknik ekibe, mutfaktaki aşçısından servis şoförüne kadar tüm çalışanlar; ya tazminatsız işten çıkarılmak için mobbing ile istifaya zorlanıyor ya da hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kapı önüne konuluyor. Halk TV, dışarıdan “demokrasi ve adalet” vaat eden ancak içeride işçi cehennemine dönüşen bir yapı haline gelmiştir. Kanalın patronu Cafer Mahiroğlu, arkasına aldığı muhalif kamuoyu desteğine güvenerek eşine az rastlanır bir pervasızlık ve işçi düşmanlığı sergilemektedir. Bu patron; itiraz eden her emekçiye “Kapı orada, nasıl olsa sizi çalıştıracak başka yer yok, dönüp dolaşıp buraya geleceksiniz” diyecek kadar cüretkâr, işçinin kıdem tazminatı birikmesin diye kadroları sürekli farklı şirketlere aktaracak kadar hesapçıdır. Türkiye medya tarihinin gördüğü bu en karanlık çalışma düzenine karşı ses çıkarma vakti gelmiştir. Gazetecilerin sırtına basarak yükselen, onlara hak etmedikleri bir “itibar” sağlayan bu düzene sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.
HALK TV EKRANLARINA ÇIKAN TÜM KONUKLARA ÇAĞRIMIZDIR:
Halk TV ekranlarına çıkarak bu sömürü düzenine meşruiyet kazandırmayın! Emekçinin hakkını gasp eden bir patronun ekranında “hak ve hukuk” konuşmak samimiyetten uzaktır. Pervasız patron Cafer Mahiroğlu’na prim vermeyin, Halk TV ekranına çıkmayın!
HALK TV EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ NET:
* Tüm çalışanlara 212 Sayılı Basın İş Kanunu’na tabi çalışma hakkı derhal verilmelidir. Basın kartı ve yıpranma payı gibi yasal hakların gaspına son verilmelidir.
* Açlık sınırı altındaki maaşlar, insanca yaşam standartlarına çekilmeli; ödenmeyen kıdem tazminatları ve fazla mesai ücretleri derhal yatırılmalıdır.
* Geri alınan servis hakkı iade edilmeli, sağlıksız yemek dayatması yerine yemek kartı uygulamasına geçilmelidir.
* Reji ekibinin 6 saati aşan molasız mesaileri sonlandırılmalı, iptal edilen özel sağlık sigortaları yeniden başlatılmalıdır.
* Sendikalaşma hakkı üzerindeki baskılar durdurulmalı, işçilerin temsilcileriyle masaya oturulmalıdır.
* Dayanışma gösterdiği için işten atılan veya mobbing ile uzaklaştırılan tüm çalışanların hakları istisnasız teslim edilmelidir. Muhalif kamuoyuna sesleniyoruz: Gazetecilerin emeğini ve onurunu hiçe sayan bu “işçi düşmanı” zihniyeti alkışlamayı bırakın. Bizler ne bu ekrana muhtacız ne de bu vicdansızlığa mahkûmuz! Dayanışma ve örgütlenme ile bu kötülüğü yeneceğiz!”





