Muğla’da ???????Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) ve Global Sumud Flotilla (GSF) işbirliğinde “Soykırıma Karşı Sivil Direniş: Küresel Sumud Filosu ve Uluslararası Hukuk” Konferansı gerçekleştirildi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansın açılışında konuşan WOLAS Başkanı Enes Kafadar, yalnızca akademik ve teorik bir tartışma yürütmek için değil hukukun, adaletin ve vicdanın omuzlarına yüklediği tarihi bir sorumluluğun gereğini yapmak üzere bir arada olduklarını söyledi.
Gazze’de aylardır tanık olunan tablonun, sadece bir halkın maruz kaldığı ağır bir kıyım olmadığını anlatan Kafadar, bunun aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana inşa edilen ve evrensel olduğu savunulan uluslararası hukuk sisteminin çöküşünün ilanı olduğunu vurguladı.
Uluslararası hukukun on yıllar boyunca Batılı hegemonik güçlerin kendi çıkarlarını koruduğu ve küresel hiyerarşiyi tahkim ettiği bir araç olarak kullanıldığını belirten Kafadar, “Kuralları onlar koydu, istisnaları kendi lehlerine onlar işletti ancak WOLAS olarak bizler, sistemin bu ikiyüzlülüğüne bakıp hukuku reddetmiyoruz. Tam aksine hukuku bir tahakküm aracı olmaktan çıkarıp asıl işlevine yani mazlumun ve adaletin güvencesi konumuna geri döndürmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Küresel Sumud Filosu’nun yeni hukuk vizyonlarının sahadaki somut karşılığı olduğuna dikkati çeken Kafadar, şöyle konuştu:
“Burada hepimizin yüzleşmesi gereken temel bir mesele var. Bu haklı ve meşru eylemin, küresel kamuoyunda nasıl yankı bulacağı ve uluslararası sistemde nasıl konumlandırılacağı meselesi. Karşımızda sadece kuralları ihlal eden bir yapı değil işlediği soykırımı dünyanın gözü önünde meşrulaştırmaya çalışan, uluslararası mahkemeleri hiçe sayan, kibrinden kör olmuş haydut bir devlet aklı var. Bu akıl, sivil ve barışçıl filomuzu uluslararası hukuka bir ‘tehdit’, ablukayı kırma irademizi ise bir ‘provokasyon’ olarak yaftalamaya çalışacaktır. Bizim mücadelemiz, bu ters yüz edilmiş algıyı kırmaktır. Açıkça ifade etmeliyiz ki hukuksuz olan, korsan olan, uluslararası suları militarize ederek bir halkı açlığa mahkum eden bu terör aygıtıdır. “
Kafadar, meşru olanın BM Güvenlik Konseyinin felç edildiği ve devletlerin acze düştüğü bir denklemde inisiyatif alarak hukuku işletmeye çalışan sivil irade olduğunu vurgulayarak, Küresel Sumud Filosu’nun hukuku ihlal etmeyip aksine soykırımı önleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen devletlerin bıraktığı boşluğu doldurarak evrensel hukukun gereğini yerine getirdiğini söyledi.
Filonun meşruiyetini tartışmaya açanlara karşı savunmada kalmayacaklarını belirten Kafadar, haklılıklarını tavizsiz ve sağlam hukuki zeminle savunacaklarını dile getirdi.
“İnsan hakları, her bireyin her şart altında sahip olduğu dokunulmaz bir kalkandır”
Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez de Gazze’de yaşanan ve insanlık vicdanını derinden yaralayan trajediyi sadece siyasi değil uluslararası hukukun ve insan haklarının temel ilkeleri ışığında değerlendirmek üzere toplandıklarını söyledi.
Soykırımın insanlığın ortak mirasına karşı işlenmiş en ağır suç olduğunu ve hiçbir gerekçenin bunu meşrulaştıramayacağını vurgulayan Dönmez, “İnsan hakları, sadece metinlerde kalan birer vaat değil her bireyin her şart altında sahip olduğu dokunulmaz bir kalkandır. Hukuk, suskun kalmak için değil haksızlığa karşı durmak ve hesap verilebilirliği tesis etmek için vardır. Adaletin coğrafyası yoktur. Dünyanın neresinde olursa olsun soykırıma karşı durmak, bir hukukçu için sadece mesleki değil insani bir zorunluluktur.” diye konuştu.
WOLAS Başkan Yardımcısı Hüseyin Dişli de filodaki 37 teknenin Marmaris Limanı’na giriş yaptığını, 30’unun Girit açıklarında saldırıya uğradığını söyledi.
Bu teknelerde saldırıya uğrayan, İsrail’in hapishane gemisinde bulunan bütün işkence ve psikolojik baskıya maruz kalmış 38 filo katılımcısının bulunduğunu belirten Dişli, “Biz, gemilerle gelen arkadaşlarımızın hukuki ve sağlık işlemlerini yürüteceğiz. 13 Mayıs’ta 60’a yakın gemiyle, yüzlerce yolcuyla Marmaris’ten açılacağız.” diye konuştu.
“Uluslararası Ceza Mahkemesine başvuru hazırlandı”
Küresel Sumud Filosu hukuk ekibi olarak Uluslararası Ceza Mahkemesine başvuru hazırladıklarını anlatan Dişli, şöyle devam etti:
“Halihazırda 8 ülkede hukuki süreç başlattık. Türkiye’de bildiğiniz gibi 37 kişiye yakalama kararı çıktı ve geçtiğimiz haftalarda bir iddianameye dönüştürülerek kamu davası açıldı. Şu anda İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Bunun haricinde İrlanda, İspanya, İtalya, İngiltere, Endonezya, Kolombiya ve Güney Afrika, İsveç, Polonya ve en son Yunanistan’da yürüttüğümüz hukuki süreçler var. 20 ülkede daha hukuki süreç hazırlığımız var. Bütün bunları İsrail’in artık bu cezasız rejimden çıkarılması için bütün adımları atmaya hazırız.”
Dişli, son olarak da filoya müdahale eden “Shayetet 13” isimli İsrail’in özel deniz komando birliğinden 10 şüpheliyi tespit ettiklerini söyledi.
Bu birliğin geçen yılki filolara müdahaleyi gerçekleştirdiğine dikkati çeken Dişli, “İstanbul’daki mevcut davada kamu davasında bunları beyan olarak sunup bu 10 kişiye daha yakalama kararı çıkarılması yönünde talebimizi bugün itibarıyla mahkemeye sunmuş olacağız.” dedi.



