Marilyn Monroe, 100. doğum yılında Londra’da büyük bir sergiyle anılacak. National Portrait Gallery, 4 Haziran’da kapılarını açacak “Marilyn Monroe: A Portrait” sergisiyle Hollywood’un en güçlü ikonlarından birinin hayatına, kariyerine ve yıllar içinde büyüyen etkisine yeniden bakacak.
6 Eylül 2026’ya kadar gezilebilecek sergi, Monroe’yu sadece beyazperdenin unutulmaz yıldızı olarak değil, kendi imajını kuran, yöneten ve ölümünden sonra da sanat dünyasını etkilemeyi sürdüren bir figür olarak ele alıyor.
MARILYN’İN KENDİ İMAJINDAKİ PAYI
National Portrait Gallery’nin Marilyn Monroe Estate iş birliğiyle hazırladığı sergi, Monroe’nun doğumunun 100. yılı için düzenleniyor. 1 Haziran 1926’da Norma Jeane adıyla dünyaya gelen Monroe’nun genç bir model olarak verdiği ilk pozlardan, 1962’de Santa Monica sahilinde çekilen son karelerine kadar uzanan görsel hikayesi sergide sevenleriyle buluşacak.
Serginin merkezinde Monroe’nun fotoğrafçılarla kurduğu ilişki var. Çünkü Monroe, çoğu zaman sanıldığı gibi yalnızca kameranın karşısına geçen bir yıldız değildi. Çekimlerde fikrini söyleyen, sahneyi yönlendiren, beğenmediği kareleri eleyen ve kendi görüntüsü üzerinde söz sahibi olan bir isimdi.
WARHOL, AVEDON, CECIL BEATON…
Sergide Andy Warhol, Pauline Boty, James Gill, Rosalyn Drexler ve Audrey Flack’in eserlerinin yanı sıra Monroe’yu fotoğraflayan 20’den fazla önemli ismin çalışmaları yer alacak.
Cecil Beaton, Philippe Halsman, Bernard of Hollywood, André de Dienes, Eve Arnold, Inge Morath, Alfred Eisenstaedt, Milton Greene, Sam Shaw, Richard Avedon ve George Barris’in objektifinden çıkan portreler, Monroe’nun yıllar içinde nasıl farklı yüzlerle temsil edildiğini gösterecek.

SON RÖPORTAJDAN YAYIMLANMAMIŞ KARELER
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Life dergisi arşivinden çıkan, daha önce görülmemiş fotoğraflar olacak. Allan Grant’in Monroe’nun Brentwood’daki evinde çektiği bu kareler, yıldızın ölümünden yalnızca bir gün önce yayımlanan son röportajı için hazırlanmıştı.
Life editörü Richard Meryman’ın yaptığı röportaja eşlik etmesi için gerçekleştirilen çekimde 432 kare kaydedildi. Ancak o dönem bu fotoğraflardan yalnızca sekizi yayımlandı. Sergide yer alacak karelerde Monroe’nun röportaj dökümünü okuduğu, kimi zaman neşeli, kimi zaman durgun ve içe kapanık halleriyle objektife yansıdığı görülüyor.
OBJEKTİFİN ÖNÜNDE DEĞİL, SÜRECİN İÇİNDEYDİ
Monroe ile çalışan birçok fotoğrafçı, onu “şimdiye kadar çalıştıkları en iyi model” olarak anlattı. Bunun nedeni yalnızca güzelliği ya da kamera karşısındaki rahatlığı değildi. Monroe, fotoğrafın nasıl kurulacağını bilen, ışığı, pozu ve ifadenin gücünü önemseyen bir yıldızdı.
Bu nedenle sergi, Monroe’yu edilgen bir sinema yıldızı gibi değil, kendi imajını yaratma sürecinin aktif bir parçası olarak konumlandırıyor.

ÖLÜMÜNDEN SONRA BİR SİMGEYE DÖNÜŞTÜ
Marilyn Monroe’nun 1962’deki ölümü, sanat dünyasında da büyük yankı uyandırdı. İngiliz Pop Art sanatçısı Pauline Boty, Monroe’ya duyduğu hayranlığı ve yasını “The Only Blonde in the World” ve “Colour Her Gone” gibi eserlerinde işledi.
Andy Warhol ise Monroe’nun “Niagara” filmi için çekilen tanıtım fotoğrafından yola çıkarak bugün artık sanat tarihinin en bilinen imgeleri arasında yer alan serigrafilerini üretti. Warhol’un altın zemin üzerine yerleştirdiği Monroe yüzü, yıldızı bir Hollywood oyuncusunun ötesine taşıdı; onu Amerikan kültürünün en güçlü sembollerinden birine dönüştürdü.
James Francis Gill’in “Marilyn” üçlemesi ve Joseph Cornell’in Monroe’ya adadığı anı kutuları da sergide bu ölüm sonrası mirasın parçaları olarak yer alacak.
SERGİYE KİTAP DA EŞLİK EDECEK
“Marilyn Monroe: A Portrait” sergisinin küratörlüğünü National Portrait Gallery’nin 20. Yüzyıl Koleksiyonları Kıdemli Küratörü ve Küratoryal Ortak Başkanı Rosie Broadley ile Fotoğraf Küratör Yardımcısı Georgia Atienza üstleniyor.
Sergiyle aynı adı taşıyan bir yayın da hazırlanıyor. Kitapta Rosie Broadley, Lena Dunham, Sarah Churchwell, Bonnie Greer ve Sean Burns gibi isimlerin Monroe’nun hayatı, imajı ve kültürel etkisine dair yazıları yer alacak.
“MODERN TARİHİN EN TANINAN İSİMLERİNDEN BİRİ”
National Portrait Gallery Direktörü Victoria Siddall, sergiye ilişkin açıklamasında Monroe’nun hâlâ modern tarihin en tanınan figürlerinden biri olduğunu vurguladı:
“Marilyn Monroe, modern tarihin en tanınan isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Rol aldığı filmlerden ve hakkında çekilen sayısız fotoğraftan süzülen bir cazibe sembolü; ilham verdiği kuşaklar boyunca sanatçılar tarafından daha da güçlendirilmiş bir imge. Marilyn’i 100. yılında kutlayan bu sergiye ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Sergi, onun olağanüstü yaşamını, etkisini ve kalıcı mirasını ele alıyor.”
Serginin küratörlerinden Rosie Broadley de Monroe’nun kendi çağını aşan bir figür olduğunu belirtti:
“Yaşadığı dönemi hem tanımlayan hem de ona meydan okuyan bir kadın hakkında sergi hazırlamak büyük bir ayrıcalık oldu. İkonik güzelliğinin yanı sıra Marilyn Monroe’nun benzersiz bir tavrı, zekâsı, gücü ve insaniliği vardı. Bu nedenle, hem yaşadığı dönemde hem de sonraki yıllarda sanatçılar için bu kadar büyüleyici bir figür olmasına şaşırmamak gerekir.”


