Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in 17 Şubat 1993’teki şüpheli ölümüne ilişkin dosyada kritik bir gelişme yaşandı. Bitlis’in damadı Rıza Şahin, Adalet Bakanlığı’na başvurarak 33 yıllık sır perdesinin aralanmasını talep etti.
PAŞA’NIN O GÜNKÜ PLANI
Nefes Gazetesi yazarı Aytunç Erkin’e konuşan Şahin, uçak düştükten bir gün sonra İstanbul’dan Ankara’ya geldiklerini aktardı. Paşa’nın o günkü planında uçuşa gitmek olmadığını aktaran Şahin, şunları kaydetti:
“Dosya o kadar geniş ki. Sadece fotoğraf üzerinden değerlendirmişler, ‘kaza nasıl olabilir’ diye. Sabah protokol uçuşu yapılmış akla gelen ‘uzaktan müdahaleyle uçak düşürüldü.’ Saat 12 gibiydi. Eşimi arıyor, ‘Hava biraz iyi değilmiş. Ben de diş dolgumu yaptırayım poliklinikte’ diyor. Sonra haber geliyor Paşa’ya, ‘Hava açıldı, buyurun gelin’ deniliyor. İstanbul’dan döndük geldik, bir gün sonra uçağın düştüğü yere gittik. Olay yerinde brövesini bile bulduk. Yani hiç araştırma yapılmamış. Yıkamışlar, bir sürü şey topladım olay yerinden”
DÜŞEN UÇAĞIN PARÇALARI SATILDI
Şahin, olaydan altı ay sonra da düşen uçağın parçalarının satıldığını, “Genelkurmay’ın beş altı ay içinde uçağın tüm parçalarını hurdaya satması anlamlı. Şu dosya bir açılsın çok şey çıkacaktır. Devlet de ‘Sattım’ demekle olmaz. Bunun tutanağı vardır, kaydı vardır. Birisi emir vermiştir, sana kim sat dedi?” sözleriyle dile getirdi.
YARIM SAATTE TUTULAN RAPOR
Rıza Şahin, Eşref Paşa’nın oğlu Tarık Bitlis’in ve 2. Pilot Kurmay Yüzbaşı Tuğrul Sezginler’in ablası Saime Sezginler’in dosyanın aydınlatılması için mücadele verdiğini paylaştı. Uçağın düşmesinden yarım saat sonra rapor tutulduğunu aktaran Şahin, şunu kaydetti:
“Zaten yarım saat içinde rapor tuttular. Talimat verilmiş dönemin Kara Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu’na. Bana göre Armağan Kuloğlu da anlatmalı. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’le yakındı. Kuloğlu ne derece içinde bilemiyorum zaten İsmail Hakkı Karadayı gelince hemen onu emekli etti”
TALABANİ’NİN ELİNDEKİ PKK’LILAR
Rıza Şahin, daha önce de dilekçe verdiğini ama savcılıktan “Zaman aşımı” yanıtı aldığını da söyledi. Eşref Bitlis’in neden hedef olduğuna dair soruya Şahin, Talabani’yi hedef aldığını söyledi:
“1992 Kasım ayında büyük bir operasyon yapıldı PKK’ya. Kızım da daha üç aylık. Görmemişti, İstanbul’a geldi bir hafta. Tek başına kafasına göre gezen bir isimdi. Eski anılarını tazeliyordu. Kadıköy’de eski devrelerden biri görmüş, ‘Siz nasıl yalnız dolaşırsınız, ben sizin korumanız olacağım’ demiş. 7.65 silahı vardı, beline takmış, espriyle ‘o beni korur’ diyordu. O zaman ‘Ne oluyor?’ diye sordum. Talabani’ye demiş ki, ‘Size sığınan 2000 PKK’lı var, onları almam lazım’. Talabani de ‘Özal öyle demiyor’ diye konuşmuş. Eşref Paşa da ‘Özal’la ben sık sık görüşüyorum. Sana iki gün veriyorum onları vermezsen oraya geliyoruz. Turgut Bey bana ulaşana kadar üç saat geçer ben de o zaman diliminde orayı dümdüz ederim’ diyor. Gidip onları da teslim alıp, lider kadrosunu ele geçirip oyunu bozacaktı”
“BURASI ENİNDE SONUNDA AYRILACAK”
Rıza Şahin kayınpederi Eşref Bitlis’i makamında ziyaret ettiğinde yaşadığı bir anı da anlattı:
“Bir gün Ankara’da makamında oturuyorum. Bana, ‘Talabani’ye güvenilmez ama Barzani her dediğimizi yapıyor’ demişti. Makamda otururken Barzani’nin yetkililerinden biri geldi ve ‘Telefon hattımız yok, elektrik sorunumuz var’ dedi. Eşref Paşa da ‘PTT’yi ve TEK’i arayın gerekli müdahaleleri yapın’ talimatı verdi. ‘Neden ilgileniyorsunuz?’ orayla diye sordum. Bana dedi ki: ‘Burası eninde sonunda ayrılacak. Başkalarının kontrolünde olacağına bizim kontrolümüzde olsun’ Böyle planları vardı, Turgut Özal’ı da ikna etmişti. Oradaki oyunu bozacaklardı. Şu an yaşadıklarımız o gün yaşanacaktı”



