CHP’nin, Rize’de düzenlenen 108. “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi başladı. CHP’li Muharrem İnce mitingin başında konuştu. Rizelilere selamlarını yollayan İnce, “Rize, artık oylar bize” dedi.
İnce’nin konuşmanın ardından tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu. İmamoğlu, mektubunda Rizelilere şu ifadelerle seslendi:
“Karadeniz’in yaylaları gibi özgür, hırçın dalgaları gibi korkusuz canım hemşerilerim… Çocukluğumun, gençliğimin topraklarına; emeğin, alın terinin, cesaretin ve mertliğin şehri Rize’ye selam olsun. Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, umudumuz gençler, canımın içi çocuklar… Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Her birinize hasretle sarılıyorum. Örgütümüzün güçlü ve kararlı mücadelesini temsil eden il başkanım Saltuk Deniz’e ve şahsında tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum.
Sevgili kardeşlerim; tutsak edildiğim ilk günden beri, “Hele bir mahkeme başlasın, asıl biz yargılayacağız onları” diyordum. İşte o günlerdeyiz. Silivri zindanında kurulmuş mahkemede, mertçe bir yarışla seçim kazanamayacağını görüp, kirli ve karanlık işlere tevessül edenleri biz yargılıyoruz, biz. Koltuğunu koruyabilmek için Türkiye’yi hukuk ve demokrasi rotasından çıkarmaya kalkışanların yalanlarını, iftiralarını tek tek yüzlerine vuruyoruz.
Bizler gerçekleri anlattıkça, iddianamenin aslında tam bir ‘itirafname’ olduğunu daha net görüyor milletimiz. O iddianame, siyasi rakibinden ve millet iradesinden ölesiye korkmanın itirafnamesidir. O iftiraname, bize kara çalmaya çalışanların tam tersine; bizim ne kadar dürüst, nasıl millet yararına çalıştığımıza dair belgelere, raporlara dönüşmüştür. İftiraname çökmüştür, tarihin çöplüğünde hak ettiği yeri bulmuştur.
Sevgili hemşehrilerim; Karadeniz’in evladı merttir, yiğittir. Haksızlık gördü mü susmaz, hileyi yapanı gördü mü aldanmaz. Biz, o dimdik dağları aşarız; biz, o hırçın dalgaları aşarız. İçinizi ferah tutun; Allah’ın izniyle biz her kumpası aşarız! Elbet günü gelecek, doğduğum topraklara, canım Karadeniz’ime kavuşacağım. Sizlerle kucaklaşacağım. O gün, her zaman olduğu gibi, karşınıza alnım ak, başım dik, o hep bildiğiniz, güvendiğiniz, sevdiğiniz hemşehriniz Ekrem olarak çıkacağım. Beni ve çalışma arkadaşlarımı suç örgütü gibi gösterip milleti kandırmaya, milli iradeyi baskı altına almaya çalışanlar ise kimsenin yüzüne bakamayacak. Bilin ki içimde intikam hissinin, düşmanca duyguların zerresi yok. Benim tek derdim; bu cennet vatanın, herkesin içinde huzurla, güvenle, mutlulukla yaşadığı bir kurumlar ve kurallar ülkesi olmasıdır. Benim tek derdim; bu ülkenin nimetlerinin de külfetlerinin de adaletle dağıtılmasıdır. Benim inancım tam. Milletçe el ele vereceğiz ve güçlü, müreffeh bir geleceği kurmayı başaracağız. Bu yeni hayatta herkes için, her yerde adalet ve hürriyet hakim olacak. Herkesin, onuruna ve yeteneklerine yaraşan, geliriyle insanca yaşayabildiği, rahatça ailesini geçindirebildiği bir işi olacak. Her vatandaş; eğitiminin, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alacak. Kazanılan gelirde, ödenen vergide adalet hakim olacak.”
“Hep birlikte kuracağımız yeni hayatta devlet, tarlaların, çay ve fındık bahçelerinin, derelerin, ormanların, yaylaların satıcısı değil muhafızı olacak. Devlet, adalet üzerinde yükselecek ve güçlünün değil, haklının yanında duracak. Ülkemize bolluk ve bereket sosyal devletle, doğru ve temiz üretimle, adil bölüşümle gelecek. Ülkemize huzur ve kardeşlik milli iradenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıyla, hukukun üstünlüğüyle, tam demokrasiyle gelecek. Uzak bir gelecekten, temelsiz, boş hayallerden söz etmiyorum. İş ve ekmek, hak ve adalet mücadelesi verenler, hukuk ve demokrasiye inananlar bir araya gelirse, bu gücün, bu kudretin önünde kimse duramaz. Bir araya gelirsek, kendini ülkenin sahibi zanneden, vicdan ve merhamet yoksunu o bir avuç insana sandıkta hak ettikleri dersi veririz ve çok değil, 5 yılda Türkiye bolluğun bereketin, huzurun, kardeşliğin ülkesi olur. Benim inancım, kararlılığım, cesaretim tam. Biliyorum, çok sürmeyecek. Günü gelecek, milletçe her sabaha güvenle, huzurla, umutla uyanacağız. Hiç kimseyi geride bırakmadan, kimseyi dışlamadan yeni bir hayat kuracağız. Her şey çok güzel olacak.
Ekrem İmamoğlu.
Silivri Zindanı.”
MURAT KARAYALÇIN KONUŞTU
İmamoğlu’nun mektubunun ardından eski Sosyaldemokrat Halk Partisi Genel Başkanı Murat Karayalçın konuştu. Karayalçın, “Rize’nin ve Türkiye siyasetinin bu tarihi gününde burada Rize’de memleketimde ve siz sevgili hemşehrilerimle birlikte olmaktan çok mutluluk ve gurur duyuyorum. Çok güzel gözüküyorsunuz buradan. Her şeyin çok güzel olacağının iradesini sergiliyorsunuz. Rize’de, Karadeniz’de ve Türkiye’de dönüşüm olacağının mesajını veriyorsunuz.” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’İN KONUŞMASI
Karayalçın, mikrofonu CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e verdi. Özel’in konuşmasından satır başları:
“Birçok siyasi partinin il başkanları beni birlikte karşıladılar. Rize’nin bütün demokratlarına selam olsun. 1977’de Rize’yi sandıkta almıştık, 1980’de silahla, darbeyle elimizden aldılar. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var.”
“Atatürk, Rize’ye çok önem verdi. En önemli bürokratlarından birini, Zihni Derin’i görevlendirdi. Rize’nin bereketli topraklarını çay fideleriyle tanıştırdı. 1924’te çayın önü açıldı. Her şartta İsmet Paşa tarafından da çay üreticisi desteklendi. Çay üreticisinden emeği sömürülecek bir fedakârlık istenmedi.”
ÇAYCILARA SEÇİM VAADİ
“Çay, 35 liradan alınsın dedik, 25 lira verdiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira ve Rizeliler bu yıl hiç olmazsa 40 TL fiyat bekliyor. Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, 2 ekmeği alıp koltuğunun altına alıp gidebilmelidir. Çayda sömürüye son diyoruz. Bu slogan 1970’lerden beri söylenen bir slogandır. Biz iktidar olduğumuzda çay üreticisi için neler yapacağımızı kanun teklifi olarak Meclis’e sunduk ve orada beklemektedir. İktidar olunca çay üreticileri için yeni bir kanun çıkaracağız ve taban fiyattan alıp garantisi sözü vereceğiz.”
“Bu iktidar beş şirkete her türlü garantiyi veriyor. Yol yapana geçiş garantisi veriyor ama çay üreticisine alım garantisi veremiyor. Çaya ilan edilen taban fiyatın, yüzde 10’u kadar da destekleme verilecek. Kaçak çayla etkin mücadele edilecek.”

“İyidere-İkizdere yolunda acele kamulaştırma mağdurlarına sorunlarını çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Mağdur olan başvuracak ve kanun önünde haklarını alacak.”
“Kıyı balıkçılığıyla uğraşanların bellerini yüksek masrafların büktüğünü biliyoruz. Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu bir bakanlık bizim iktidarımız döneminde olacak ve bu sorunların hepsi çözülecek.”
‘YOKSULLUKTAN KURTULMAK İÇİN BEŞ EMEKLİ GEREKİYOR’
“Rize’de, 110 bin emekli var. Açlık sınırı 35 bin TL, en düşük emekli maaşı 20 bin TL. Ortalama emekli maaşı 23 bin TL. Yoksulluk sınırı ise 113 bin TL. Yoksulluktan kurtulmak için beş emeklinin bir araya gelip birleşmesi gerekiyor.”
Ayrıntılar geliyor…


