CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemşehrisi 33 yaşındaki Zikrullah Erdoğan’ın Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne atanması eleştirildi. Atama, kamuoyunda liyakat ve görev tecrübesi tartışmalarını beraberinde getirdi.
Öztürkmen’in söz konusu açıklamasının tamamı ise şöyle:
33 YAŞINDA TÜM GENERAL OLDU
“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine hemşehrisi Zikrullah Erdoğan’ı atadı. Diyarbakır’ın Çınar Kaymakamı olan Zikrullah Erdoğan sadece 33 yaşında ve Rize Güneysulu. Zikrullah Erdoğan bu atamayla makam karşılığı Tümgeneral rütbesi almış oldu.

Bir subay, Türk ordusuna vereceği yaklaşık 37 yıllık emeğin sonunda 51-52 yaşında tümgeneral olabiliyor. Üstelik görev süresi boyunca takım, bölük, tabur, alay, tugay komutanlıkları yapması, operasyon bölgelerinde görev alması yani TSK’nın hemen her kademesinde emek vermesi gerekiyor.
DİYARBAKIR KAYMAKAMIYDI
Sivil atamaların TSK içindeki rütbe ve hiyerarşi dengesine etkisi üzerinden değerlendirmeler yapan Öztürkmen şunları söyledi:
“Zikrullah Erdoğan ise çalışma hayatına Halkbank’ta başlıyor. Ardından girdiği kaymakamlık sınavı sonucunda kaymakam oluyor ve 2020-2026 yılları arasında bu görevi yapıyor. Zikrullah Erdoğan’ın tüm CV’si bu! “Dayım” diye hitap ettiği Tayyip Erdoğan’ın bir imzasıyla MSB’nin en kritik genel müdürlüğünün başına oturuyor!”
Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, MSB teşkilat şeması içinde çok kritik bir konumda. TSK’nın tüm mal ve hizmet alımlarını bu genel müdürlük yapıyor. Burası adeta TSK’nın kasası! Dev bir cari bütçe, milyarlık ihaleler bu müdürlükçe planlanıyor ve yönetiliyor. Görüştüğümüz askeri uzmanlar burayı yönetebilmek için TSK’yı çok iyi tanımak ve iyi yetişmiş olmak gerektiğinin altını çiziyor. Sivil yöneticilerin de tedarik mevzuatına hakim, kıdemli ve tecrübeli bürokratlardan seçilmesi gerekiyor. Çünkü bir ordunun savaşma gücünün en belirleyici unsurunun başında tedarik ve lojistik imkânları profesyonelce yönetebilme kabiliyeti geliyor.
Zikrullah Erdoğan ise haliyle bütün bunlardan bihaber! Tedarikin T’sinden habersiz. Sadece bu alanda değil kendi alanıyla ilgili bile şüpheler var. Çünkü 2017’de girdiği kaymakamlık sınavının yazılı kısmında 81 puan alıyor. Ancak girdiği mülakatta çok maharetli olduğu anlaşılıyor olsa gerek 99,3 puan verilerek 3’üncü sıradan kazandırılıyor! 37 kişilik kaymakam adaylığı listesinde yazılı puanıyla sondan 8’inci sırada olmasına rağmen mülakata aldığı tam puana yakın puanla kaymakamlığın yolu açılıyor. Yazılıda 100 tam puan almış olan bir aday bile Erdoğan’ın gerisinde ancak 6’ncı sıradan kazanabiliyor!
MSB teşkilat şemasına göre Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği bu genel müdürlüğün altında 2 genel müdür yardımcılığı, 6 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü bulunuyor. Silah, Araç ve Sistem Tedarik Daire Başkanlığı, Uluslararası Tedarik Daire Başkanlığı, Ana Malzeme Tedarik Daire Başkanlığı ve İhale Şube Müdürlüğü bu kritik birimlerden sadece birkaçı.
Bu durum sadece bir liyakat sorunu değil. Aynı zamanda TSK’ya büyük zarar verecek hiyerarşik de bir sorun. Çünkü paraşütle tümgeneral yapılan bir kaymakamın altındaki daire başkanlıkları ve şube müdürlüklerinde albaylar, yarbaylar ve tuğgeneraller bulunuyor. Zikrullah Erdoğan, bir gecede subaylarımızın 30 yıllık emeklerinin önüne geçiyor ve onların “komutanı” oluyor! Silahlı Kuvvetler’in özünü oluşturan bin yıllık disiplin geleneği, hiyerarşi ve askeri teamüller yerle bir ediliyor.
TÜMGENERAL BEYAZIT KARATAŞ İLE KARŞILAŞTIRDI
Peki Zikrullah Erdoğan’ın bir gecede Cumhurbaşkanı’nın tek imzasıyla geldiği “Tümgeneral” konumuna gerçek bir Türk subayı nasıl geliyor? Gelin gerçek bir örnekle bakalım.

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş…
1970’te başladığı İzmir Hava Lisesi’nden 1973’te mezun oluyor.
30 Ağustos 1976’te Hava Harp Okulu’nu,1988 yılında Hava Harp Akademisi’ni, 1992’de Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirip kurmay albay oluyor.
Bandırma ve Merzifon Ana Jet Üs Komutanlıkları ile Hava Kuvvetleri Karargahı dahil çok sayıda birlik ve uçuş filosunda görev yapıyor.
1995-1996 yıllarında 3’ncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda 133’ncü Filo Komutanı,
“Kardak Krizi” sonrası 1996-1999 yılları arasında Atina Hava Ataşesi,
1999-2001 arasında 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Harekat Başkanı,
2001-2003 tarihleri arasında 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığı Bandırma Harekat Komutanı olarak görev yapıyor.
Karataş 30 Ağustos 2003 tarihinde Tuğgeneralliğe terfi ediyor.
“Çuval Olayı” sonrası ABD’ye gönderilen Karataş, 2003-2005 arasında Washington Silahlı Kuvvetler ve Hava Ataşesi olarak görev yapıyor.
Ardından 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Kurmay Başkanı ve 8’inci Ana Jet Üs Komutanı olarak görev yapan Karataş, 30 Ağustos 2007 tarihinde Tümgeneralliğe terfi ediyor. Karataş Tümgeneral olduğunda 51 yaşında… Askeri liseye başladığı 1970 yılından hesaplayınca TSK hayatının 37. yılında Tümgeneral oluyor!
Ardından İzmir’de Hava Eğitim Komutan Yardımcısı olan Karataş, 2007-2010 arasında Ankara’da Müsteşar Teknoloji ve Koordinasyon Yardımcısı/Milli Silahlanma Direktörü, yine aynı şekilde NATO nezdinde Türkiye’yi temsilen Milli Silahlanma Direktörü olarak görev yapıyor.
16 Ağustos 2010 tarihinde Diyarbakır’daki 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı’na Komutan Yardımcısı olarak atanıyor. Karataş bu görevi yürütürken 3 Ekim 2011 tarihinde FETÖ’nün Balyoz kumpasıyla tutuklanıyor ve Hasdal, Hadımköy ve Silivri Cezaevlerinde 33 ay esir ediliyor.
Yüksek Askeri Şura kararları sonucu, 30 Ağustos 2012 tarihinde tutukluyken TSK’dan tasfiye edilen Tümgeneral Karataş, 19 Haziran 2014’te Balyoz kumpasının çökmesiyle serbest kalıyor.
Karataş, subaylık dönemi boyunca F-100, F-5, F-104, F-16, savaş uçakları dahil çeşitli tip uçaklarda uçuyor ve uçuş öğretmenliği yapıyor.
44 yıllık cefalı bir yol… Tarif edilemeyecek bir emek ve vatan aşkı. Üstüne Balyoz’la “Mustafa Kemal’in askeri” olmanın bedeli! İşte gerçek Türk subayları böyle Tümgeneral oluyor!
Düşmanın Türk Ordusu’na yapamayacağını kendi eliyle yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. AKP’nin 24 yıllık iktidar dönemi aynı zamanda Türk Ordusu’na darbe dönemi oldu.
“Vesayetten kurtulacağız” diyerek FETÖ’yle işbirliği yaptınız. Birlikte milli orduya kumpas kurdunuz, binlerce birikimli subayı tasfiye ettiniz, cezaevlerinde süründürdünüz! Sonu 15 Temmuz oldu. Yetmedi askeri liseleri kapattınız, askeri hastaneleri dağıttınız. Askeri alanları peşkeş çektiniz! “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen teğmenleri ordudan atmaya başladınız! Son noktada torpilli yandaşları bir gece “tümgeneral” yapıyorsunuz. Yeter artık, çekin elinizi Türk Ordusu’nun ve Türk subayının üstünden!



