Türk Hava Yolları, bugün dünyanın en çok noktasına uçan havayolu şirketi unvanıyla küresel ölçekte dev bir marka konumunda. Ancak bu operasyonel büyüklüğün, henüz tam anlamıyla yüz milyonlarca dolarlık ek bir finansal kaynağa dönüştürülemediği alanlar bulunuyor.
Bunların başında ise Lufthansa, Air Canada ve Etihad gibi havayolu şirketlerinin uzun süredir gelir stratejisinin bir parçası olarak kullandığı “Last Minute Upgrade”, yani son dakika sınıf yükseltme modeli geliyor.
Bugün THY’de bir yolcunun ekonomi sınıfından Business Class’a geçmesi çoğu zaman karmaşık ve pahalı bir sürece dönüşüyor. Yolcu ya aylar öncesinden yüksek fiyattan bilet alıyor ya da uçuş günü kontuar sırasında şansını deneyerek yer olup olmadığını öğrenmeye çalışıyor.
Oysa modern havacılıkta bu süreç çok daha sistematik işliyor. Birçok havayolu şirketi, yapay zeka destekli açık artırma modeliyle yolculara uçuş öncesinde teklif verme imkanı sunuyor. Yolcu, Business Class’a geçmek için kendi bütçesine uygun bir fiyat öneriyor, havayolu da boş koltukları, uçağın kapısı kapanmadan önce gelire dönüştürme fırsatı yakalıyor.
THY açısından bakıldığında kazanç potansiyeli oldukça büyük. Örneğin Güney Kore hattında ekonomi bilet yaklaşık 26 bin TL seviyesindeyken, Business Class fiyatı 140 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Aradaki 114 bin TL’lik fark, birçok yolcu için yükseltmeyi cazip olmaktan çıkarıyor. Sonuçta Business Class’ta boş kalan koltuklar, ciddi gelir potansiyeline rağmen boş kalıyor.
Yolcuların yalnızca koltuk konforu için makul teklifler sunmasına olanak tanınması, THY için devasa bir gelir kapısı olabilir. Günde 80 seferin her birinde sadece iki koltuğun bu yöntemle satıldığı ve talebin yoğun olduğu hatlarda agresif bir strateji izlendiği varsayılırsa; bu operasyon, yıllık 100 milyon doları aşan net bir kar merkezine dönüşebilir.



